İçim acır benim..
Yüreğim sızlar..
Doğa ananın bahşettiği her güzelliğin ırzına geçildiğinde, çığlıklar duyarım..
Bir yaprak hışırtısı “kurtarın beni” der gibi gelir bana.. Titrek bir kuş cıvıltısı yankılanır kulaklarımda, boynumu büker seyre dalarım ağaçları..
Her ağaç bir yürektir; nefes aldıran..
Her bir canlı doğanın düzenleyicisidir..
Dedim ya.. İçim acır benim diye..
Daha şimdiden acımaya başladı yüreğim..
Hışırtılar şimdiden feryat olmaya başladı kulağımda..
Boynunu büktü, küstü sanki çam.
Altına uzanıp farklı diyarlara uzandığım Gürgen, ağlıyor mu ne?
Bir fısıltı var sanki ormanda.. Bir korku, bir endişe mi dolanıyor ortalıkta?..
Duyuyorum, konuşmaya başladılar..
Toprak ana, “delikler açacaklar vücudumda” diyor..
“Ağaçların yeşerdiği, çiçeklerin serpilip büyüdüğü, sevgililerin yatıp uzandığı, çocukların
özgürce koşup oynadığı bir yer burası..” diye de devam ediyor..
Bir sessizlik kaplıyor ortalığı..
Güzelim Sorgun Çamlığı hiç böyle sessiz olmamıştı.
Çam söze giriyor daha sonra.. “Kesecekler, bizi kesecekler..” diyor ağlarcasına..
“İzülme” diyor yanındaki arkadaşı..
“İyi yürekli insanlar bize sahip çıkar, kurtarırlar bizi..”
Acı bir tebessüm yayılıyor yüzüme..
“Hangi insanlar?” diyorum kendi kendime..
Güzelim çamlığı çöplüğe çevirenler mi?
Yoksa..
Orayı paralı bir tesise dönüştürmek için baltalarını bileyenler mi?
Sonra..
Bir umut kaplıyor içimi..
“İyi yürekli” insanları düşünüyorum..
Çocuğunu kaldırıp, bir ağacın dalına oturtan baba geliyor aklıma..
Bir ağacın gölgesinde oturan iki sevgiliyi düşünüyorum daha sonra..
Hasta babasını ormanın temiz havasını aldırmaya götüren oğul geliyor gözlerimin önüne..
Şen şarkılar söyleyerek, bir ağacın dalına kurduğu salıncakta sallanan genç kızı düşlüyorum
ardından..
Yo.. Yo..
Onlar izin vermez.
Yitip, gitmesine izin vermezler o güzelim ormanın ellerinden.
Vermezler, değil mi?
O ağaca, “Balta vurdular, sapı bedenimden” dedirtmezler değil mi?
İç yıl sonra ne mi oldu?
Ne olacak, yaprakların hışırtıları, kuş cıvıltılarının arasına karışıyor, o güzelim çamlar şen şarkılar söylüyor.
Nasıl mı?
“İyi yürekli insanlar”ın sayesinde.
Mehmetler’in, Zeynepler’in sayesinde.
Baltalarını bileyenler mi?
Onlar “üç beş çapulcu”nun(!) neler yapabileceğini görmenin şaşkınlığını yaşıyor
Ha, bir de
Kulaklarını kapatsalar bile o “şen şarkıları” duymak zorunda kalıyorlar!
|